
Gözaltı torbası, alt göz kapağı kirpiklerinin aşağısında oluşan sarkma ve kabarıklıklarla kendini gösteren bir durumdur. Yaşla birlikte göz çevresindeki bağ dokuların zayıflaması ve cilt altındaki yağ dokusunun öne doğru yer değiştirmesi sonucunda oluşur. Uykusuz ve dinlenememiş bir yüz görünümünün yanı sıra olduğundan yaşlı, negatif veya öfkeli bir yüz görünümüne neden olabilir.
Göz altı torbaları, alt göz kapaklarının altında oluşan şişlikler veya kabarıklıklar olarak tanımlanır. Genellikle yaşlanma sürecinin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar ve yüzün daha yorgun veya yaşlı görünmesine neden olabilir.
Göz altındaki bu torbalar, cilt altındaki yağ dokusunun yer değiştirmesi ve zayıf kas desteği nedeniyle meydana gelir. Bazen genetik faktörler de göz altı torbası oluşumunda önemli bir rol oynar.
Göz altı torbalarının oluşumunda birçok faktör rol oynar. Bunların başında yaşlanma gelir; yaşlandıkça cilt elastikiyetini kaybeder ve yağ yastıkları dışa doğru itilir. Ayrıca genetik yatkınlık, uyku düzensizlikleri, stres, aşırı tuz tüketimi, alerjiler ve hormonal değişiklikler de torbaların ortaya çıkmasına katkı sağlar. Bazı durumlarda böbrek veya tiroid sorunları gibi sağlık problemleri de göz altı şişliğine yol açabilir.
Gözaltı torbalarının oluşumuna katkıda bulunan başlıca faktörler şunlardır:
Göz altı torbalarının hafif olanları yaşam tarzı değişiklikleri ve basit ev tedavileri ile azaltılabilir. Düzenli uyku, tuz tüketiminin azaltılması, alerji tedavisinin uygulanması ve soğuk kompres gibi yöntemler geçici rahatlama sağlayabilir. Ayrıca bazı kozmetik ürünler ve dermal dolgu uygulamaları ile torbaların görünümü hafifletilebilir. Ancak kalıcı ve etkili çözüm için cerrahi müdahale sıklıkla tercih edilir. Göz altı torbaları genellikle genetik yapımız kaynaklıdır ve cerrahi yöntemlerle tedavi edilirler. Ancak, dolaşım bozukluğu, alerjik durumlar, altta yatan hastalıklar gibi sıvı birikimi kaynaklı olan durumlarda cerrahiden kaçınılarak altta yatan hastalığa yönelik tedaviler ve bazı destek tedaviler (soğuk kompres, masaj, kafein içerikli kremler) uygulanmalıdır.
Torbaların daha az belirgin olduğu bazı hastalarda deri altına uygulanan ve hastanın anatomik yapısına uygun seçilmiş mezoterapiler ve iğneli diğer uygulamalar faydalı olabilmektedir. Torbalanmadan ziyade hemen aşağıda kapak-yanak geçişinde çukurlaşmanın ön planda olduğu durumlarda uygun hastalarda göz altı dolguları başarıyla uygulanabilir. Bu tip olgularda, muayene sonucuna göre uygun bulunan durumlarda lazer, radyofrekans gibi cihaz uygulamaları da önerilebilir.
Bu tip yöntemler hafif vakalarda geçici rahatlama sağlayabilir, ancak kalıcı torbaları ortadan kaldırmaz. Kremlerin faydası çok kısıtlıdır. Gerçek anlamda belirgin yağ torbalarında en ideal ve uzun süreli tedavi cerrahidir.
Alt göz kapağında biriken yağ yastıkçıklarının cerrahi olarak düzenlenmesi işlemidir. Bazı durumlarda sarkmış cilde ve/veya gevşemiş kas dokusuna ve asıcı ligamanlara da eşzamanlı olarak müdahale etmek gerekli olabilmektedir. Amaç hastaya daha genç, canlı ve dinlenmiş bir görünüm kazandırmaktır.
Göz Altı Torbası Ameliyatı (Alt Blefaroplasti) ameliyatı için en uygun adaylar genç yaşta genetik yapı/aile mirası nedeniyle belirgin yağ torbaları olanlar, yaşla birlikte yağ yastıkçıklarının öne doğru fıtıklaşması sonucu belirgin şişlik oluşmuş kişiler, torbalanma ile birlikte cilt sarkması-kırışıklıkları ve bağ doku sarkmaları ön planda olanlar, yüz görünümünde alt kapaklar nedeniyle sürekli mutsuz, yorgun, uykusuz veya gergin/öfkeli ifadeye sahip olan ve daha dingin yüz görünümü arzulayan kişilerdir.
Tüm estetik ameliyatlarda olduğu gibi bu ameliyat da henüz yüz gelişimi tamamlanmayan 18 yaş altı kişlerde uygulanmaz. Ayrıca, kapak torbalarının kaynağı yağ yastıkçıkları olmayan; aksine alerji, sistemik hastalık veya dolaşım bozukluğu kaynaklı sıvı toplanması olan hastalar ameliyata uygun değildirler. Bu durumları ayırdedebilmek için konunun uzmanı tarafından detaylıca değerlendirilmek gerekmektedir.
Ameliyat öncesi süreç, başarılı bir operasyon için kritik öneme sahiptir. Cerrah, hastanın genel sağlık durumunu değerlendirir, göz yapısını inceler ve torbaların boyutu ile cilt elastikiyetini belirler. Kan testleri, göz muayenesi ve bazı durumlarda görüntüleme yöntemleri ile operasyon için uygunluk kontrol edilir. Hastaya sigara ve bazı ilaçların ameliyattan önce bırakılması gibi talimatlar verilir.
Alt göz kapağı estetiğinde (alt blefaroplasti) başarılı ve doğal sonuçlara ulaşmanın en önemli adımı, ameliyat öncesinde yapılan doğru değerlendirme ve özenli hazırlıktır.
Her hastaya özel planlama için detaylı bir göz ve göz kapağı muayenesi (oküloplastik değerlendirme) ile başlanmalıdır; bu sayede hem ihtiyaçlar doğru şekilde belirlenir hem de operasyon sonrası oluşabilecek risk ve komplikasyonların önüne geçilmiş olur.
Kapsamlı Göz Çevresi Muayenesi

Göz Sağlığı Değerlendirmesi
Yüz Oranı ve Genel Estetik Analiz
Yüzün orta bölgesi ile göz çevresinin uyumu ve gözaltı-yanak geçişinin analizi detaylıca yapılmalıdır. Bu bilgiler ışığında ameliyata ortayız germe eklenebilir, gerekirse yağ enjeksiyonu, cihaz uygulamaları, mezoterapi gibi kombine uygulamalar planlanır.
Sistemik Hastalık Sorgusu
Şeker, tansiyon, kalp hastalıkları, geçirilmiş ameliyatlar ve tüm alerjiler detaylıca sorgulanmalıdır.
İşlem öncesi hasta, tüm aşamalar hakkında detaylı şekilde bilgilendirilir. Ameliyat öncesi ve sonrası karşılaştırma için fotoğraflama yapılır. Yazılı onam formu imzalatılır.
Kalıcı ve belirgin gözaltı torbalarında cerrahi müdahale en etkili çözümdür. Alt blefaroplasti adı verilen bu ameliyat, temel olarak fazla olan yağın alınması veya yeniden şekillendirilerek bölgeye dağıtılması şeklinde yapılır. İki temel teknik mevcuttur:
Esasen, hastaların büyük kısmında tercih ettiğimiz yöntem dışarıdan kesi yapmadığımız ve ameliyatı göz kapağı içerisinden gerçekleştirdiğimiz bu yöntemdir.
Dış kısımdan cilt alımı gerekli olan hastalarda bile ameliyatın tamamına yakınını bu şekilde göz kapağının içerisinden yaptıktan sonra, en son aşamada dış kısımdan yüzeysel biçimde cilt fazlası alınarak cerrahi tamamlanabilir.
Kirpik altından yapılan ince bir kesiyle cilt-kas ve baş doku geçilerek yağlara ulaşılabilen bir cerrahi yöntemdir.

Bu iki yöntem ile de yağ torbalarına, yani esas ameliyat alanına ulaşılabilir. Dışarıdan kesi yapmak pek çok cerraha daha kolay geldiği için tercih edilebilmektedir, ancak cilt yoluyla yağ torbalarına ulaşırken pek çok katmanı keserek geçmek gerekeceği için bu açıdan transkonjonktival yol ile direk olarak yağlara ulaşmak daha masum bir cerrahi olanağı sağlayabilmektedir; ne var ki 3 boyutlu algı gerektiren bu yöntemde göz kasları ve kapak anatomisine ileri düzeyde hakim olmak gerekmektedir.
İster göz kapağının içerisinden, ister cilt yoluyla olsun, esas ameliyat tekniği yağ torbaları ile ilgili alana ulaşıldıktan sonra önem kazanmaktadır.
Alt göz kapağı torbası ameliyat yapma konusunda önemli olan, iyi bir muayene sonucu hangi hastada hangi işlemin yapılacağını tespit etmekten geçer ve her hasta için gerekli işlem farklılıklar gösterir. Aynı bir heykeltraşın önündeki malzemeyi şekillendirdiği ve ortaya göze hoş gelen bir eser koyduğu gibi, alt kapak ameliyatları da yüzün en önemli kısmının doğru biçimde yeniden şekillendirildiği kişiye özel bir uygulamadır. Bu konuda en kritik husus, ameliyat yapacak olan cerrahın tecrübesi doğrultusunda kime ne tip işlemler yapılacağının belirlenmesi, göz-göz kapağı bütünlüğü ve göz kapağı-yanak bütünlüğünün göz fonksiyonlarını bozmadan, ortamda var olan tüm yapısal dengesizlik ve bozuklukları düzelterek, en ideal estetik görünümüm sağlanacağı işlemler topluluğunun uygulanmasıdır.
Ameliyat için hangi kesi yöntemi seçilirse seçilsin, her koşulda mümkün olduğunca az miktarda doku çıkartarak fazlalıkları uzaklaştırmak, eksik dokuları tamamlamak, gevşeyen bağ doku ve askı elemanlarını sıkılaştırmak esas olmalıdır.
Aşırı miktarda yağ dokusu varsa, bir kısmının kesilip uzaklaştırılmasının ardından, kalan yağ dokular serbestleştirilip şekillendirilerek çukur alanlara yerleştirilir. Mümkün olduğunca kas dokunun korunması, kesilip çıkartılmadan sıkılaştırılması önemlidir.
Cilt dokusu maalesef en çok hata yapılan dokudur, çok sarkmış olduğu zannedilen durumlarda bile mümkün olduğunca cilt dokusunu korumak gereklidir. Gülünce ortaya çıkan, gülünmediğinde kaybolan cilt sarkmaları aslında fazlalık değil, gevşeklik kaynaklıdır. Bu tip durumlarda muayene oldukça kritik öneme sahiptir. Tüm orta yüz dokusunun sıkılaştırılması, neredeyse hiç cilt fazlası alınmadan ya da çok az miktar cilt çıkartılarak, ideal bir sıkılaşmış kapak görünümü temin edebilecektir. Unutulmaması gereken şey, alt göz kapağı derisinin dudaklara kadar yanak derisi ile bir bütünün parçası olduğu ve ağzımızı açtığımız durumlarda (konuşurken, gülerken, yemek yerken vb) fazlalık zannedilen bu derinin bize lazım olduğudur. Ameliyat planlamaları buna göre yapılmalıdır.
Pek çok hastada kapak torbalarına askılayıcı bağların gevşekliği, kemik erimesi, bağ doku zayıflaması eşlik ettiğinden dolayı, çoğu durumda eşzamanlı olarak kapak dış kısmının sıkılaştırılması ve orta yüz germe teknikleri uygulanmalıdır. Bu yöntemlerin uygulanmadığı, daha kısa süren, sadece cilt ve biraz da yağ alınan ve az miktarda işlem yapıldığı için nispeten daha hızlı iyileşen ameliyatlar eksik kalmakta ve 2-3 sene sonra etkisinin yitirmektedirler. Hatta, kısa süren ve eksik yapılan bu ameliyatlarda sıkılaştırılması gereken bağ dokuya dokunulmadığı için kapakta yuvarlaklaşma, aşağı çekilme, dışa dönme, gözde kapanmama gibi istenmeyen durumlar görülme riski çok artmaktadır.
Bu nedenle, fazla dokuların yeterli miktarda alındığı, uygun miktarlarda yer değiştirildiği, gevşek dokuların sıkılaştırıldığı, özellikle askılayıcı bağların onarıldığı ve orta yüzün gerildiği durumlarda komplikasyon riski çok azalmakta ve ameliyatın etkin kalma süresi belirgin derecede uzamaktadır.
Bazı uygun hastalarda veya ameliyat istenilmeyen, ameliyat olma hakkını defalarca kullanmış hastalarda daha az girişimsel yöntemler de tercih edebilmekteyiz. Lazer, radyofrekans, plazma, ses dalgaları vb tabanlı pek çok farklı cihaz uygulamaları bu tip durumlarda tercih edilebilmektedirler. Ancak, çoğu zaman hem etkinlik hem de kalıcılık boyutunda bu uygulamalar cerrahi kadar etkin olmaktan uzaktırlar, sadece belli koşullarda cerrahiye tercih edilebilirler.
Ameliyat sonrası yaklaşık 2-3 saat hastanede istirahatle geçirilir. Anesteziden ön arınmayı da sağlayan bu süreçte yakın takip yapılarak kapakların üzerine buz uygulanır. Bazı hekimler gözlere sıkı bandajla kapama uygulasa da, hem kritik kontrollerin yapılamaması, hem hastanın iki gözü kapalı olarak geçireceği bu rahatsız sürecin aktivitelerini engellemesi nedeniyle bunun yerine buz uygulama ve sık kontrolü tercih edilmesi daha uygun olmaktadır.
Genel anestezi/sedasyon sonrası 2. saatte yemeğinizi yedikten ve yürüyüşümüzü yaptıktan sonra aynı gün taburcu olabileceksiniz. İlk 2-3 gün doktorunuz önereceği şekilde buz uygulaması yapmak şişlik ve morlukların azaltılmasında en önemli faktördür. Üçüncü gün sonrasında kesinlikle buz uygulanmamalıdır, uygulanması durumunda kan dolaşımındaki yavaşlamaya bağlı fazlalaşan şişlikler görülebilir.
İlk günlerde, özellikle ilk saatlerde yara yerinden hafif kan sızıntıları normaldir, gazlı bez ile yapılacak hafif bir baskı ile duracaktır. Ani ıkınmalar, sert hareketler ve ya tansiyon oynamaları nedeniyle oluşabilecek ani/şiddetli kanamalar konusunda gerekli bilgilendirme de yapıldıktan sonra taburcu edileceksiniz. Çok nadir görülen ve gözün aniden büyüdüğü, göz kapağının tam kapanıp gözün hareketsizleştiği bu durum gerçekleşirse, doktorunuza hızlıca ulaşabilmeniz önemlidir, bu konuda mutlaka 24 saat ulaşılabilecek bir irtibat telefonu size verilecektir.
İlk günler istirahat önemlidir, öne eğilmek, ağırlık kaldırmak, ıkınmak sakıncalıdır, ancak günlük ihtiyaçlarınızı kendiniz görebileceksiniz. Üçüncü gün itibariyle yavaş yavaş normal düzeninize geri dönebilirsiniz.
İlk 4-5 gün ameliyat bölgesine su temas etmemesi gerekmektedir. Yara yerine süreceğiniz pomadlar, gerekli durumlarda göz için kullanılacak damlalar, jeller konusunda bilgilendirileceksiniz.
İlk haftalarda deniz, havuz, sauna, hamam kullanımı, temas sporları yasaktır; tam talimatlar doktorunuz tarafından size bildirilecektir. Çoğunlukla 3-4. günlerde, yorucu olmayan, efor gerektirmeyen masa başı işlere yavaş yavaş dönülebilir. Şişlik ve dış görünümdeki anormallik çoğunlukla 10. günde kabul edilebilir hale gelmekte ancak genellikle şişliğin tam geçmesi 2-3 haftayı bulabilmektedir.
Ameliyat sonrası 5-7 gün arasında bir zamanda size dikiş alımı ve kontrol için bir randevu verilecektir. Bu süreçte şişlik, belki biraz morluk, kaşıntı olması normaldir; ancak şiddetli ağrı, gözün yumruk yemiş gibi büyüyerek gergin biçimde kapanması, göz hareketlerinde kısıtlılık, gözün açık kalması, alt kapağın dışa dönmesi gibi durumlar normal değildir, bu tip durumlarda doktorunuza ulaşmalısınız.
Uygun tekniklerle yapıldığında ve gerekli müdahaleler tam olarak gerçekleştirildiğinde alt kapak torba ameliyatları oldukça uzun ömürlüdür ve onyıllar boyunca daha genç, dinlenmiş bir görünüm sağlayabilmektedirler.
Göz altı torbası ameliyatları hastaya uygun olarak tespit edilmiş tekniğe bağlı olarak 1-2 saat arası sürmektedir. Çoğu durumda, ılımlı ve sabit bir kan basıncı ortamını temin edebilen genel anestezi yöntemiyle, yani hasta tam uyutularak yapılan ameliyat tercih edilir.
Sedasyon (damardan sakinleştirici/uyutucu ajanlar verilerek) ve lokal anestezi (cilt altına hasta uyanıkken yapılan uyuşturucu iğne) ile de cerrahi yapılabilir. Bu üç teknik arasındaki tercih, hastanın sağlık durumuna ve hasta ya da hekimin tercihine göre yapılabilmektedir.
Ameliyat esnasında ya da sonrasında ağrı beklenmez, nadiren hissedilebilen hafif bir rahatsızlık hissi basit ağrı kesicilerle giderilebilmektedir.
Her cerrahi işlemde olduğu gibi, bu operasyonun da bazı risk ve komplikasyonları olabilir. Bu riskler çoğunlukla geçicidir ve deneyimli ellerde oldukça nadirdir.
1. Şişlik ve Morluklar
Ameliyat sonrası hafif ila orta derecede şişlik ve bazen morluklar görülmesi doğaldır. İlk günlerde yapacağınız sıkı bir buz uygulaması ile genellikle 7–10 gün içinde kendiliğinden azalır.
2. Geçici Hissizlik
Ameliyat bölgesinde geçici hissizlik, karıncalanma ya da hafif rahatsızlık hissi oluşabilir. Bu durum genellikle günler-haftalar içinde tam olarak düzelir.
3. Asimetri
İyileşme sürecinde erken dönemde her iki göz kapağının farklı iyileşme seyri nedeniyle geçici bir asimetri oluşabilir. Bir taraf diğerinden daha fazla şişebilir, ameliyat 2 tarafta farklı sürelerde oturabilir, hatta yatış pozisyonu bile ertesi gün farklı bir görünüme neden olabilir; dolayısıyla ilk haftalarda asimetri tamamen normaldir ve iyileşme tamamlanmadan değerlendirilemez. Ancak, iyileşmenin artık tamamlandığı 3-6. ayda halen asimetri izleniyorsa, küçük bir revizyon gerekebilir.
4. Alt Kapakta Sarkma / Dışa Dönme (Retraksiyon / Ektropion)
Tecrübeli ellerde nadir görülen bir durumdur. Genellikle, cerrahi alandaki gevşekliklerinin (doku veya asıcı ligamanlar) düzeltilmediği, ya da cildin gereksiz biçimde fazlaca alındığı, bazen de agresif cerrahi ile gözlerin kapanabilmesini sağlayan sinirin zarar gördüğü durumlarda izlenir. Bu durumun gerçekleştiği pek çok olguda, maalesef ameliyat öncesi gerekli muayenelerin yapılmadığı bildirilmektedir, ameliyat öncesi detaylı bir muayene esasen bu ameliyatların en kritik aşamasıdır. Bu tip durumlarda alt göz kapağı dışa dönebilir ve göz kuruluğuna neden olabilir.
Böyle bir komplikasyon gelişirse tecrübeli bir cerraha başvurmak önemlidir ve gerekli olduğu tespit edilen durumlarda erken bir düzeltici cerrahi göz sağlığı açısından gerekli olabilmektedir. Bazı durumlarda, yara dokuya gevşetici/yara düzenleyici ajanlar injekte etmek, bazen cihazla destek sağlamak ve hastaya masaj tekniği öğretmek orta vadede ameliyat gerekmeden düzelme sağlayabilmektedir. Tüm tedavilere rağmen düzelmeyen durumlarda, uzun dönemde sofistike oküloplastik cerrahi yöntemleri ve destekleyici tedavilerle yüz güldürücü sonuçlar alınabilmektedir.
5. Kuruluk veya Göz Sulanması
Ameliyat sonrası kısa süreli göz kuruluğu ya da sulanma gelişebilir ve göz damlalarıyla durum kontrol altına alınabilir. Göz yüzeyi hastalıkları ya da göz kuruluğu, ameliyat öncesi muayenesinde mutlaka değerlendirilmeli, bu durumların önlemi alınmalıdır. İleri düzey problemlerde ilave ilaçlar ve tıkaç takılması gündeme gelebilir.
6. Enfeksiyon ve Kanama
Cerrahi müdahale sonrası enfeksiyon riski çok çok düşüktür ve antibiyotiklerle önlenebilir. İlk saatlerde yara yerinden ince kan sızıntısı olması normaldir ve gazlı bezle kısa süreli baskı yapılarak giderilir. Nadiren küçük kan birikmeleri (hematom) oluşabilir, durmayan kanamalar, büyük kan birikmelerine bağlı gözde gerginleşme durumunda müdahale gerekebilmektedir, ancak bu durum çok çok nadirdir.
Aşağıdaki önlem ve kurallara uymak komplikasyonların önlenmesinde büyük avantaj sağlar:
Göz altı torbası ameliyatı, doğru hasta seçimi ve uygun cerrahi teknikle uygulandığında oldukça başarılı sonuçlar verir. Risklerin farkında olmak ve ameliyat sürecini bilinçli şekilde yönetmek, daha güvenli ve memnuniyet verici bir deneyim yaşamanızı sağlar.
Göz altı torbası ameliyatı (alt blefaroplasti) yüz ifadesinde yorgun, yaşlı ya da uykusuz bir görünüme neden olan şişlik ve sarkmaları gidererek daha genç, dinlenmiş ve canlı bir bakış kazandırmayı hedefler. Ameliyat sonrası estetik görünüm büyük oranda doğal ve tatmin edicidir. Ancak sonuçların kişiden kişiye değişebileceği unutulmamalıdır.
Ameliyat Sonrası Estetik Görünüm
İyileşme Süreci
Sonuçların Kalıcılığı
Göz altı torbası ameliyatı (alt kapak blefaroplastisi),göz çevresindeki torbalanma, şişlik ve yorgun görünümü gidermek için uygulanan en etkili cerrahi yöntemlerden biridir. Ameliyatın fiyatı;
Her hastanın göz yapısı ve ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle göz altı torbası ameliyatı fiyatı ancak detaylı bir muayene sonrası netleşir. Genel olarak fiyatlar; ameliyatın süresine, anestezi tipine ve ek işlemlere (yağ alma, yağ kaydırma, yağ enjeksiyonu, orta yüz germe, lazer destekli uygulamalar vb.) bağlı olarak değişmektedir.
Size en uygun göz altı torbası ameliyatı fiyatı ve kişisel tedavi planı hakkında bilgi almak için kliniğimizle iletişime geçebilirsiniz.
Göz altı torbaları, kişiyi yorgun ve yaşlı gösteren en sık estetik sorunlardan biridir. Cerrahiye ihtiyaç duymadan da bazı modern yöntemlerle göz altındaki şişlik ve morluklar azaltılabilir.
Avantajları
Önemli Not
Ameliyatsız yöntemler, hafif derecedeki göz altı torbalarında etkilidir. Daha ileri düzey vakalarda ise alt kapak blefaroplasti ameliyatı kalıcı sonuç için en etkili seçenektir.
Gözaltı torbaları, estetik ve psikolojik olarak rahatsızlık verebilir. Tedavi seçenekleri kişiye özel olarak belirlenmeli ve cerrahi ya da cerrahi-dışı girişimler düşünüldüğünde oküloplastik cerrahi konusunda deneyimli bir cerrahla görüşülmelidir.