• info@altugcetinkaya.com.tr

  • 0530 279 03 15

  • 0312 557 90 18

Gözkapağı düşüklüğü kimlerde görülür? Nasıl tedavi edilir?

Gözkapağı düşüklüğü kimlerde görülür? Nasıl tedavi edilir?

Gözkapağı düşüklüğü insanı olduğundan yorgun, mutsuz, yaşlı gösterdiği için ve görme fonksiyonumuzu azalttığı için yüz bölgesinde mutlaka düzeltmek istediğimiz problemlerin başında gelmektedir. Bu problemi esas olarak iki kategoride değerlendirebiliriz. Birinci grupta gözkapağını açan kasın görevini tam yerine getiremediği ve gözün yeterince açılmadığı kapak düşüklüğü vardır ki, biz buna ‘ptozis’ diyoruz. Doğuştan da olabilen bu durum, erişkinlerde genellikle yaşın ilerlemesi ile ortaya çıkmakta, ancak genç yaşta kontakt lens kullanımı, aşırı kaşıma-ovuşturma, kapağı şişiren hastalıklara bağlı ortaya çıkan gevşeme nedenleriyle de görülebilmektedir. Yapılacak detaylı bir göz muayenesi ve oküloplastik değerlendirme sonucu bu durum, hastaya uygun tekniklerle cerrahi olarak düzeltilmektedir. Doğuştan olan düşüklüklerde ameliyatın zamanlaması önemlidir ve görme fonksiyonunda kalıcı engel teşkil edeceği tespit edilen durumlarda vakit geçirmeden yapılmalıdır. Diğer çocuklarda ise 2-4 yaş civarı yaptığımız ameliyatlar hem fonksiyonel, hem de estetik açıdan en iyi sonuçları vermektedir. Erişkinlerde de 3 farklı ptozis düzeltme tekniğinden hangisinin uygun olduğu yapılacak testler sonucu tespit edilir ve ameliyatla kapak düşüklüğü kalıcı olarak düzeltilir. Ptozisi düzelten cerrahi dışı bir yöntem söz konusu değildir.

İkinci kategoride ise, kapağın kendisinin değil de etrafındaki dokuların sarkması sözkonusudur. Kaş, cilt doku, kapağın bağ dokularındaki sarkmalar, torbalanmalar genellikle genetik altyapımızla ilgilidir ve zamanla artma eğilimi gösterir. Bu durumda yine detaylı bir oküloplastik muayene ile kapağın kaslarının fonksiyonu, gevşeklik miktarı ve sarkan dokular belirlenir; ameliyatsız ve ameliyatlı yöntemlerden hangisi daha uygunsa hastaya alternatifleri sunulur. Burada yapılmış olan göz yüzeyi değerlendirmesi, kuruluk durumu ve kapak kenarı hastalıkları ameliyat sürecine ışık tutması bakımından önemlidir. Ameliyatsız yöntemlerin uygun olduğu hastalarda, iyi bir göz çevresi anatomi bilgisi sayesinde uygulanacak botoks, ışık dolgusu, mezoterapi, PRP, radyofrekans, Plexr gibi uygulamalar yüz güldürücü olabilmektedir. Ancak, ameliyat gerektiren ağır torbalar, belirgin kapak gevşekliği, aşırı cilt sarkması, bariz kaş düşüklüğü, ilave kapak şekil bozuklukları varlığında ameliyatsız yöntemleri zorlamak hastaya zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Bu ayrımı yapabilmek hekimlik adına önemlidir. Cerrahi olarak üst kapakta hafif cilt sarkmasından öte cilt altı dokularda aşırı sarkma, yağ dokuda belirgin fıtıklaşma varsa en doğru ve kalıcı tedavi bu dokuların çıkartıldığı ve sıkılaştırıldığı kişiye göre farklılıklar gösteren cerrahi yöntemlerdir. Gözyaşı bezinde sarkma, kaşta sarkma varsa mutlaka bu durumlar da eşzamanlı olarak düzeltilmelidir. Alt kapaklarda yapılacak onlarca farklı ameliyat tekniği mevcuttur ve kime ne gerekiyorsa o yapılmalıdır. Bu cerrahi sıklıkla hataların yapıldığı ve hastanın estetiği kadar göz fonksiyonlarının da bozulduğu bir cerrahidir ve mutlaka gözkapağı cerrahisi eğitimi almış cerrahlar tarafından yapılmalıdır. Sıklıkla, sadece deri alınıp dikilmektedir; halbuki bu ameliyatta neredeyse en az alınması gereken kısım deridir. Alt gözkapağı ameliyatları çoğunlukla deri kesilmeden, kapakla göz arasındaki pembe dokudan yapılır; yağ doku sadeleştirilir ve/veya yer değiştirilerek kapak ve yanak arasında iniş-çıkış olmayan düz bir geçiş sağlanır. Ameliyat esnasında hastanın kendi kapak yağ dokusu dolgu maddesi gibi kullanıldığından, kalıcı bir etki sağlanabilmektedir. Çoğu durumda kapağın dış kısmı eşzamanlı olarak sıkılaştırılır ve normal bir kapağın olması gereken badem şekli sağlanır. Son dönemde ideal ameliyatın bir parçası olan bu durum ayrı bir ameliyatmış gibi tanımlanmakta ve ‘bellaeyes’, ‘badem göz’, ‘cat eyes’ gibi değişik isimlerle adlandırılmaktadır. Gerekli olan hastalarda orta yüz dokusu da sıkılaştırılmakta veya gerilmekte, bu şekilde orta yüzdeki problemlerin de giderilmesi sağlanmaktadır.

Işık Dolgusu

GÖZ ALTI MORLUKLARI NASIL TEDAVİ EDİLİR? ALT KAPAK AMELİYATI, IŞIK DOLGUSU, MEZOTERAPİ, ACCUTITE NEDİR?

GÖZ ALTI MORLUKLARI NASIL TEDAVİ EDİLİR?

ALT KAPAK AMELİYATI, IŞIK DOLGUSU, MEZOTERAPİ, ACCUTITE NEDİR?

Göz altı morluklarını oluşturan pek çok farklı sebep vardır. Altta yatan bir hastalık ya da dolaşım problemi olmadığı sürece çoğu durumun bir tedavisi mevcuttur. Öncelikle iyi bir öykü ve muayene ile hasta değerlendirilir. Şiddetli alerji ve sinüs problemlerine bağlı oluşan göz altında sıvı birikimleri ile gelen hastalar gözkapağı ameliyatı ya da dolgusu için uygun olmayan gruptadırlar. Siyahlık-morluğun sadece cilt rengi koyuluğundan kaynaklandığı hastalarda da bu yöntemler yeterli değildir. Bu grupların dışındaki hastalarda göz altında morlukları genellikle kapak ve yanak arasındaki çukurlaşmadan dolayı oluşurlar. Yüzümüze vuran ışığın parlak bir şekilde geri yansıması için kapak-yanak geçişinin düz olması gerekmektedir; düzensizlik olan alanlardan ışık koyu olarak yansıyacağı için bu alanlar siyah-mor olarak görünürler. Işık dolgusu tam da bu hastalarda, özellikle belirgin yağ torbalanması yoksa oldukça iyi sonuç vermektedir. Boşluk olan kısma enjekte edilen hyaluronik asid dolgular ya da yağ transferleri kapak-yanak geçişini daha düz hale getirmeyi amaçlar. Daha düz bir yüzeyden ışık daha parlak geri yansıdığı için genellikle göz altına yapılan dolgular ‘ışık dolgusu’ adıyla bilinmektedir. Anatomik olarak göz çevresine detaylı hakim olan ellerde ışık dolgusu oldukça güvenilir ve etkin bir yöntemdir, ancak bu bölgeye hakim olunmadığı ve özellikle yüzeyel uygulama yapıldığı durumlarda ömür boyu kalıcı olan bir şişkinlik ve mavimsi renk yansıması olabilmektedir. Genellikle ilk seansta ilacın bir miktarı derin dokuya uygulanır ve bölgenin günbegün dolduğu 2-3 haftalık sürenin sonunda dolgunun geri kalanı enjekte edilir. Bu şekilde yapılan uygulama ile etkinlik süresi yaklaşık 2 senedir. Işık dolgusu çok ciddi alerjik bünyeli hastalarda (astım atağı, şiddetli saman nezlesi), alt kapakta lenfatik drenaj bozukluğu olan hastalarda uygulanmamalıdır. Ayrıca eğer alt kapakta yağ torbaları belirginse, kapak gevşekliği varsa, ciltte belirgin elastikiyet kaybı mevcutsa, dolgu uygulaması uygun değildir, hatta dolgu ile problem daha da belirgin hale gelebilir. Bu ayrım titiz bir oküloplastik muayene ile yapılır ve hangi hastaya dolgunun, hangi hastaya cerrahinin uygun olacağına karar verilir. Cerrahi gerektiren hastalarda dolguyu zorlamak doğru değildir. Cerrahi yöntemle torbalar, çökmeler, sarkmalar, kırışıklıklar tek seansta düzeltebilmekte ve bu bölgeye on yıllarca kalıcı detaylı çözüm sağlanabilmektedir. Yapılacak kapsamlı bir oküloplastik muayene sonucu ameliyatın ne şekilde yapılacağı ve hangi tekniklerin kullanılacağı tespit edilir. Her hastaya uygulanacak teknik, hastanın anatomik yapısına ve ihtiyaca göre farklılık göstermektedir. Sadece yağ torbaların alttaki boşluğa yer değiştirildiği durumlar mevcutken, tüm orta yüzün şekillendirilmesi gereken hastalar da mevcuttur. Bu ameliyat esnasında, ‘badem göz’ olarak popülarize edilmiş ameliyat tekniği standard olarak uygulanmakta ve alt kapağın normalde olması gereken badem şekli temin edilmektedir. Cerrahi genellikle kapakla göz arasındaki pembe dokudan yapılır ve cilt kesisi olmaz. Yağ torbaları sadeleştirilip alttaki çukura yerleştirildiği için morluk giderilmiş ve kapak-yanak geçişi düzeltilmiş olur. Ameliyat sonrası 1-2 hafta kadar sürebilen şişlik-morluk olabilir, ancak kişi isterse 3. gün ağır tempoda olmayacak şekilde iş hayatına dönebilir.

Göz altı morluklarına yönelik bir diğer tedavi grubu da mezoterapidir. Mezoterapide cilt altına iğnelerle morluk giderici, besleyici, cilt kalitesini artırıcı kimyasallar verilir. Bu grupta yer alan PRP uygulamasında cilt altına kimyasallar yerine kişinin kendi kanından hazırlanan trombositler enjekte edilmektedir. Çoğu zaman mezoterapi, cerrahi veya dolgu uygulamasına ek olarak faydalandığımız bir yöntemdir.

Alt kapak morlukları, torbaları ve sarkmalarına yönelik bir diğer yöntem de, bipolar radyofrekans tabanlı accutite yöntemidir. Özellikle, asla ameliyat olmak istemeyen, ameliyat olacak kadar şiddetli şikayetleri olmayan, daha önce ameliyat geçirmiş ama seneler sonra bazı değişiklikler ortaya çıkmış olan hasta gruplarında; ameliyata yakın derecede ve uzun süreli etki bekleyen kişilerde son dönemde popülerliği gittikçe artan bu yöntem, kesi olmaksızın cilt altına uygulanan, 5 seneye kadar etkinliği devam edebilen ve hastanın aynı gün normal hayata dönebildiği bir yöntemdir.

 

Doç. Dr. Altuğ Çetinkaya

www.altugcetinkaya.com.tr web sitesi ve tedavi yazıları bilgilendirme amaçlı yapılmıştır. Yasal konularda info@altugcetinkaya.com.tr ye mail atabilirsiniz.
toggle